6 Mart 2012 Salı
Sualtı konusuna gelince, ne kadar hassas olduğumu ifade etmeme gerek var mı bilmiyorum çünkü özellikle Türkiye’deki dalışlarım sırasında sualtı hayatının ne kadar cılız olduğunu gördüğümden beri dalgıçlık hevesim en azından bu sularda sona ermişti. Ben Pasifik dalışlarımda irili ufaklı bir çok canlıyı görmeye alışık olduğumdan olsa gerek, sualtı hayatına gereken önemin verilmediğini düşünüyorum. Uzun zamandır göz ardı edilen konulardan biri de mercan kayalıkları... Dünya genelinde mercan kayalıkları çok zor durumda ve bunun anlamı sadece şnorkelciler için kötü haber diil aynı zamanda bir sürü insan bundan dolayı hayatını kaybedebilir, hatta bu siz bile olabilirsiniz.
Günümüzde ilaç üretiminde kullanılan mercan, her geçen gün yeni bir ilacın içeriğinde yerini alıyor ve bu sayı gittikçe büyüyor; ntiviral ilaçlardan, ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve hatta güneş koruyuculara kadar geniş bir yelpazenin içeriğinde mercan bulunmakta. Hatta şu sıralarda FDA’den onay çıkması beklenen ve büyük umutlar vaadeden Alzheimer ve inmelerde kullanılan ilaçların hammaddeleri de yine sualtı kaynakları ve mercanlardan sağlanmakta. Suların ısımasıyla ve aşırı balıkçılık sebeplerinden dolayı mercanların yok olmasının aynı zamanda sağlık konularımızla ne kadar ilgili olduğunun henüz farkına varmaya başladık.
Okyanuslarımızda ve özellikle de mercan kayalıklarının bulunduğu bölgelerde yaşam oldukça kalabalık. Bu alanlarda farklı bir çok organizma çeşidini bir arada bulabiliyorsunuz. Bazı doktorlar kalp rahtsızlıkları, diyabet ve kanserin çözümünün mercan kayalıklar ve diğer sualtı organizmalarında olabileceğini savunuyor.
Peki bizler bu konuda ne yapabiliriz? Aslında cevap çok kolay. Bildiğimiz şeyler ama tekrarlamakta yarar var çünkü uygulamaya gelince ne yazık ki sonuç pek başarılı olmuyor...En başta yerel ürünleri mevsiminde yemek çok önemli. Taşımacılığın azaldığı durumda yakıt tüketimi de düşmekte ve doğal çevreye ve yaşama daha az rahatsızlık veriliyor.
Ayrıca dalgıçlara da büyük bir iş düşüyor, mercanlarda dalış yapmak dünyada bence görülebilecek en güzel müzelerin keyfini defalarca katlar ancak dalarken çevreye zarar vermemek ve hiç bir şeye dokunmamaya da dikkat etmek gerekiyor.
Ayrıca geçen günlerde Radikal gazetesinde Tan Morgül'ün yazısında, Erdek'e bağlı Ocaklar beldesinde halkın yasadışı trol avına karşı girdiği mücadeleyi ve suni resif girişimlerinden bahsediyor. Uzun zamandır özelllikle dalış okulları batırdıkları gemilerle suni resif yaratıp turistlere atraksiyon yaratıyorlardı ama trol avına karşı bence başarılı bir çözüm. Tebrikler. Sualtı ekosistemi korumak için atılan her adımı alkışlamak geliyor içimden.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder